Üretime Değer Katacak Hikaye İhtiyacı – 2

Bu yazı serisi ürettiğimiz ürünlere hikaye kattığımızda, satış seviyesine gelindiğinde daha büyük başarılara imza attığını gösteren ve başarılı olunmuş örnekleri incelediğimiz bir yazı serisi. İlk yazıdan sonra epey bir ara verdiğim bu yazı serisine dönme sebebim bugünlerde izlediğim “The Queen’s Gambit” dizisinden sonra çıkan haberler oldu.

BBC’nin kaynak olarak alındığı haber donanimhaber web sitesinde şöyle yer almış:

Dünyanın neredeyse her yerinde satış yapan Hollanda merkezli Goliath Games’in satranç tahtası satışları ekim ayında bir önceki yıla göre yüzde 178 arttığı ve hatta kasım ayı verileri de eklendiğinde yüzde 1048 oranında bir artış olduğu açıklandı.

Artış sadece Goliath Games’te değil elbette, satranç satışlarının eBay’de de yüzde 215 arttığı açıklandı. Bir başka oyuncak şirketi Spin Master ise satışların 3 katına çıktığını belirtti. Hatta oyun pazarı analisti Juli Lennett, önümüzdeki birkaç haftada satranç stoklarının tükenebileceğini ve sektörün böyle bir şeye hazırlıklı olmadığını belirtti. 

Sadece normal satranç setleri de değil, fiyatı 1000 dolar üzerinde olan koleksiyoncular için çıkartılan satranç setlerinin satışlarının da ilginç bir yükselişte olduğu açıklandı.

Normal bir zamanda internet üzerinde satranç oynayanların sayısı 11 – 12 milyon arasındayken bu sayının pandemi sırasında 16 milyonlara geldiği, şu anda ise yüzde 40 daha büyüdüğü açıklandı. Aynı zamanda Twitch’te canlı olarak yayınlanan satranç maçlarının izlenme oranında da net bir yükseliş var. 

Amerikalı araştırma şirketi NPD’nin yapmış olduğu araştırmalara göre, Amerika bazında Satranç kitabı alımları %603 artmış durumda.NPD ayrıca daha önce kitap satışlarının uzun zamandır negatif yönde ilerlediğini de aktarmış.

Az önce okuduğunuz haberde Juli Lennett‘in açıklamalarına göre santranç üreticilerinin bu talebe de hazırlıksız yakalandığı ve yakında stokların tükeneceği yazıyor.

The Queen’s Gambit dizisi aslında bu hikayeleşmeyle birlikte pazarda oluşan büyümeye sadece bir örnek. Bu örneği düşünürken aklıma gelen Türkiye’ye pizzanın geliş hikayesindeki ilk başarısızlıklardan sonra yaşanmış başka bir hikayeleştirme örneği oldu.

Yıl 1989.. Türkiye’ye ilk pizza dükkanları açılıyor ama Türkiye’de bu sektör tutunamadan iflas bayrağını çekiyor.

Yıl 1991.. Murakami-Wolf-Swenson Productions’ın ürettiği bir çizgi film dünyada büyük ilgi görür. Yapımcı şirket Türkiye’deki bir özel kanala bu çizgi filmi teklif eder. Kanal şaşkındır, fiyat gerçekten olması gerekenden çok çok aşağıda bir fiyattır. Yayınlanmaya başlar. Çizgi film Türkiye’de de çok tutulur. Oyuncakları, rozetleri, kartpostalları, defterleri ve kitap kapları ile müthiş bir pazarlama da beraberinde gelir.

1994 yılına gelindiğinde çizgi film  milyonlarca çocuğu ve genci etkisi altına almıştır. Bu çocuklar annelerinden pizza pişirmesini istemeye başlar. Pizza zinciri dükkanlarını yeniden aktif hale getirir, yeni dükkanlar açar. Bu gelişmelerden sonra Türkiye’de pizza satışlarında ciddi bir yükseliş başlar.

Bir başka örnekte Starbucks’ın on yıllardır yaptığı dizi film sektöründe yapılmış ürün yerleştirmeler. Reklamcılık sektörü hakkındaki bir çok kitapta Starbucks ders konusu olmuştur. Bazılarımız farketmemiş olabilir ama bir çok dizi ve filmde ürün yerleştirme yapılıyor. Onlardan bir örneği, birçoğumuzun çok sevdiği Fight Club filmindeki Starbucks detaylarının incelendiği bu youtube videosu ile aktarmak istiyorum.

Bunun kişisel marka oluştururken yapılan örnekleri de vardır. Elon Musk ve Trump bu yolu seçmiş birçok dizi ve filmde minik rollerde oynamışlar ve kendi PR’larını arttırmışlardır.

2010 yapımı Machete’nin devam filmi olan yapım, ölümcül bir silahla gezegeni yok etmek gibi son derece tehlikeli planlar kurmakta olan bir silah tüccarını bulmak ve etkisiz hale getirmek zorunda olan eski ajan Machete Cortez’in maceralarını anlatıyor. Bu önemli görevde Machete’nin yardımına ise Musk ve uzay şirketi SpaceX koşuyor. 

Yine Elon Musk olarak dizide boy gösteren ünlü mucit, Simon Helberg’in canlandırdığı Howard karakteriyle oldukça eğlenceli bir diyalog gerçekleştiriyor:

Yazının sonuna gelirken bir hata olarak lanse edilen Game Of Thrones dizisinde ki Starbucks bardağı ile bitirmek istiyorum.

Antik dönemde geçen bir dizinin, milyonlar tarafından beklenen final sezonunda, o sinema filmi kadar ince elenip dokunan bölümlerinden birisinde bir Starbucks bardağı unutulmuştu. Mesele bardağın orada unutulması değil, bunun insanlar tarafından konuşulmasıydı.

Starbucks bardağının Game of Thrones setinde unutulmadığını, aslında bunun viral bir reklam olduğunu ve başarıya ulaştığını söylemek gerekiyor. Zira Twitter’da Game of Thrones’un o bölümünden çok Daenerys Targaryen’in içtiği kahve konuşuldu. Dizinin yapımcılarından Bernie Caulfield, gelen sorular üzerine hata için özür diledi. Özrün üzerine ise “Biliyorsunuz Westeros, ilk Starbucks’ın açıldığı yerdir” açıklamasını yaptı.

Aslında bu örneklerden başka yere de ulaşmak istiyorum. Bu reklamlar aslında ürün yerleştirme tarzında reklamlar. Acaba direkt olarak olan reklamlarla kıyasladığımızda bu reklamlar insanın düşünce ve istek yapısını daha derinden etkileyebiliyor mudur?

1965’li yıllara bakıldığında herhangi bir tüketici reklamların %34’lük kısmını hatırlayabilirken tüketici bugün sadece %2.21’lik bir bölümünü hatırlayabilmektedir. Dolayısıyla günümüzün küreselleşen dünyasında tüketicilerin uzun vadeli belleğinde kalmak oldukça zorlaşmıştır. Tabi bundaki en büyük neden reklamların klişeleşmesidir. İnsanlar direkt klasik reklam içerikli olan reklamlardansa ürün yerleştirmeli yada hikayeleştirmeli reklamlardan daha çok etkileniyor. Bu süreç klasik reklamlardan daha uzun sürede karşılığını gösteriyor olsa da birçok şirket bu yöntemi tercih ediyor. Bu noktada ürün yerleştirme sevilen dizilerin, televizyon şov programlarının ve sinema filmlerinin odak noktasına yerleşiyor. Şirketler bu yerleştirmelere büyük bütçeler ayırıyorlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s