Üretime Değer Katacak Hikaye İhtiyacı – 1


Para dediğimiz şey sadece inanç meselesidir. Adam Smith

Üretmek, çalışmak ve hatta çok çalışmak neden bize yeteri kadar para kazandırmaz? Türkiye ekonomik gücünü neden elinde tutamıyor? Türkiye az mı çalışıyor? Aslında OECD verilerine göre haftada 50 saat üzerinde çalışan insan yüzdesi olarak Türkiye dünya birincisi.Neredeyse iki insanından biri 50 saat ve üzeri çalışıyor Türk insanının.Bu çalışma ile dünyanın ancak 19. büyük ekonomisi olabilen Türkiye’nin de hikayesini etkileyen bu değer kazandırma hikayesini inceleyelim.

Bu konu ilk olarak dikkatimi bir konferansta duyduğum, “Aslında biz üretiyoruz ama değer katıp markalaştırıp, satamıyoruz.” cümlesiyle çekmişti.Üretilen bir şeyin değerini bulamaması nasıl mümkün olabilirdi ki? Değeri olmayan ürün daha ne kadar üretilmeye devam edebilirdi? Türkiye aslında bunun problemini sürekli yaşıyor.Bunu bir istatislik ile daha ispatlamak gerekirse;

Türkiye en çok turist çeken 6. ülke iken, kişi başına para harcamada 11. ülke durumunda.Aslında yine yapılan iş küçük bir iş değil.Dünyada en çok turist çekebilen 6. ülke iken onlara değer kattığın şeyler üretip satamamış konumdasın.Amerika ise tam olarak bizim durumumuzun tersine konumda kendisinden daha çok turist sayısına sahip ülkelerden daha çok gelir sağlayabiliyor.

Antiphellos Antik Tiyatrosu

Değer kazandıramıyoruz gibi gözüküyor.Elimizde ki değerlere sahip çıkabiliyor muyuz? Şimdi bu soruyu üstteki fotoğraf ile inceleyelim.Antiphellos Antik Tiyatrosu güzel bir bahar gününde güzel bir görüntüye sahip gibi.Uzun bir yürüyüş sonrası yorgunluğunuzu manzarayla giderip soğuk suyunuzu içebileceğiniz güzel bir mekan gibi ilk bakışta.Biraz düzeltmeler yapalım demişler ve şöyle bir şey yapmışlar;

Antiphellos Antik Tiyatrosu ve Beton taban

Tabana dökmüşler betonu taşları biraz restore etmişler.Belki bir gün bu taşlar üzerine de beton dökerler.Rahatça oturabilir ve bizden önce burada yaşantıları olan insanlarla aynı hisleri paylaşabiliriz.


Antiphellos Antik Tiyatrosu’na DEĞERİNİ VERMEK GEREKİRSE:


Antiphellos, Antalya’nın Kaş ilçesinde antik kent ve Kaş’ın Likya dönemindeki isimlerinden biri. Bazı kaynaklarda Nisa veya Meryemlik olarak da geçer.
Kaş’ta buluşmuş olan iki dilli bir yazıttan, Kaş’ın altındaki kentin Antiphellos olduğu kesin olarak anlaşılmıştır. Ancak Kaş’ın daha eski ismi Habesos’dur.
M.Ö. IV. yüzyılda Antiphellos çok küçük bir yerleşim yeri olup biraz yukarısında bulunan Phellos’un limanı idi. Ancak Hellenistik döneme girilirken Phellos gerilemiş, Antipellos ise gelişerek daha ön plana çıkmıştır. Bu durum Roma döneminde de devam etmiş, şehir bölge ormanlarından elde edilen sedir ağacı ticareti ve süngercilik sayesinde gelişerek Phellos’un limanı durumundan çıkmış ve kendine yeten zengin bir şehir durumuna gelmiştir.


Dansözler Mezarı (M.Ö. IV Yüzyıl) Şehirde akropöl olarak nitelenen yükseltinin Meis Adası’na bakan yüzünde muntazam sur kalıntıları görülür. Ancak bu sur kalıntılarının kuzey ve batı yönlerinden günümüze bir şey gelememiştir. Deniz kenarındaki sur kalıntıları da bugün görülebilir. Şehrin batı kısmında kalan Çukurbağ Yarımadası’na giden yolun sağında Antiphellos’un denize bakan tiyatrosu oldukça sağlamdır.

Sahip Olduğumuz Değerleri Kullanabiliyor Muyuz?

Bu değer kaybına bir basit örnekti.Ülkede değerli şeyler yok mu? Tabiki var.Bunlardan biri kulüplerimiz.Fenerbahçemiz, Beşiktaşımız, Galatasarayımız ve bir çok şehrimizin güzide ve tarihi ekipleri.Her kulüp her sene yüksek miktarda forma satışı gerçekleştiriyor.Yüksek fiyata sahip bu ürünler benzeri ürünlerden, daha pahalı olmasına rağmen yüzbinlerce satılabiliyor.Bunun sebebi kulüplerin, tarihin ve futbol sevdasının bu renklere kattığı değer.Kutsal olarak dahi geçen bu kıyafetlere kattığımız bu güzel değeri yeteri kadar iyi kullanabiliyor muyuz? Hadi biraz inceleyelim.

Üç büyükler için bir formadan kazanç 120 liralık bir formayı baz aldığımızda 25-40 TL arası değişmekte.Paranın büyük çoğunluğu forma tasarımı yapan ve üreten firmalara kalıyor.Kattığınız değer bile ülkeden para çıkmasına sebep oluyor.

Peki biz değer kayıplarını nasıl başarıyoruz?

Sanıyoruz ki üretmek yeterli.Sanıyoruz ki üretebilme gücüne, işçi gücüne sahip olabilmek ve maliyetleri karşıladığımızda, çıkacak ürün kutsal ürün olacak ve herkesçe kabul görebilecek.Aslında bu durum böyle değil.Konumuz ne olursa olsun, ürettiğimiz şeyin bir hikayesi olması gerekiyor.Tesla örneği, reklama ihtiyaç duymuyorlar çünkü en iyisini yaptıklarına inanıyorlar.İnsanlarda onların en iyisini yapabildiklerine inanıyor.

Türkiye’de eksik olan durum.İnsanların üretimlerine hikaye katmamak, pazarlama gücünü kazandırmamak olduğu çok belirgin.Bunu konferanstaki kişi “gençlere büyük iş düşüyor” diye geçiştirdi.Aslında üretime sanat katmak, üretime değer katmak veya hikaye katmak üretmek kadar önemli.

Türkiye’de sanata, sanatçıya veya bir şeyi pazarlayabilen, ona hikaye katabilen insanlar yetişiyor mu?Bu görüldüğü kadar basite indirilebilecek bir durum değil aslında.Cidden kaliteli insan yetiştirmek, güzel etkileşimlerde bulundurabilmek ve ondan değer üretmesini beklemek uzun vadeler sonucu ulaşılabililir bir durum.

Sosyal Medyaya Daha Dikkatli Bakın!

Sosyal medyayı bu yazı bittikten sonra daha başka bir gözle inceleyin.İnsanların birbirlerinin kopyası üretimler yapması.Benzer tweetler, benzer espriler, benzer gönderiler.Popülerite için güvenilir olan daha önce yapılmış işlerle, gündeme gelmek sağlam gibi görünüyor ama anlamamız gereken şey aynı yoldan gitmek üretimimize değer katmayacak.Normal olan çizgiden çıkmamız ve farklı olanı yapmamız lazım ki üretimimiz değer kazansın.Aynı çizgide oldukça taklitten ötesi değiliz.

Türkiye Defalarca Taklidi Denedi!

Türkiye’de defalarca Avrupa’nın taklidi denendi.Onların kültürüne, hatta yasalarına dahi sahip olmak istedik ama gerek Türkiye gerek biz kişisel olarak, bizim kültürümüz ve dünya düşüncelerimiz ile yaptığımız her işe güzel bir hikaye uydurmasını bilmemiz gerekiyor.Çünkü yazının başında ki alıntı gibi;


“Para dediğimiz şey sadece inanç meselesidir.” Adam Smith


İnsanları hikayelerimize inandırmalıyız.Biz bunu bundan dolayı ürettik, bu üretim bundan dolayı diğerlerinden daha değerli diyebilmeliyiz.Biz 50 saatten fazla çalışıp, pek fazla yol alamayan büyüklerden daha ileriye gitmek istiyorsak.Rengarenk hayal dünyamızı yaptığımız işlere yansıtmak zorundayız.

Hayallerinizi gerçeklere yansıtabilmek için, cesaretinizi ve kendinize inancınızı yanınıza alın.Çünkü hiç bir büyük üretim, tepkisiz gelmemiştir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s